Pek
çok kişinin gittiği , hakkında ki her şeyi tv dizilerinden ezberlediği New York
gezimi yazmak konusunda emin degildim ama sonra “amannn ko’yu ver siteye..”
..yazıyı… dedim kendi kendime..
Efenim ,daha önce başka hava yolları ile Amerika’ya birkaç gitmeme rağmen THY’nin ekonomi klasının diğerlerinin business keyfine yakın olduğunu söyliyebilirim. "reklam degil bilgidir lütfen". 2 saat rotarı öğrendiğimizde havalimanındaki tüm “lounge”lara girilmiş, duty free’deki tüm parfüm ve kremler incelenmişti. Neyse ki kaptan pilot uçağa binince rotar süresini çok güzel kapattı.:) Can sıkıntısından tüm yolculuk boyunca etrafımızdaki insanlar hakkında senaryolar yazdık, oynadık ve kendi kendimize gözlerimizden yaşlar gelinceye kadar güldük. 13:00lt istanbul hareket – 14:50lt New yok havalimanına varış. Uzun bir bekleyişten sonra , illa resmimizi çekmek isteyen hayranımız gümrük memuru polise parmak ve resim verip , kendimizi attık dışarı. Fix 45 usd taxi ücreti ile Manhattan’a giden yola koyulduk. Central park ve Times Square arasında 7 Av daki güzel otelimize vardık. Park Central otel ile Central Park oteli karıştırmayın sakın geceliği 500 usd fark eder çünkü :)))) Çantaları savurup , kendimizi yemek ve biraz oksijen almak üzere dışarı attık
(otelden
çıkınca Time Square ve 2 katlı M&M cenneti.M&M dükkanı harika idi.
Bitteri , fıstıklısı , çikolata dolgulusu, sütlüsü gibi onlarca seçenekleri,
donları , tişortleri ,kalemleri , oyuncakları arasında kaybolur
insan)
Biz
uyurken size biraz tarihten bahsedeyim. New York , bir göçmen şehri.5 kısımdan
oluşuyor. Brooklyn, Queens,Staten Iskand, Bronx ve en meshuru Manhattan.
Rotterdam’a gidenler bilir. Erasmus köprüsünü geçince Liman binasının yanında
"New York Hotel" adında bir otel vardır (deniz ürünleri harika ama biraz pahalı
bir restoranı vardır. İşte o otelin önünden kalkan gemilerle Hollanda’lılar
1600’lerin sonlarında Avrupalı kaşiflerin izinden gelerek çok ucuz bir paraya
satın aldıkları bu yere “New Amsterdam” adını verdiler. Hollandalıları takip
eden İngilizler , zengin topraklar umudu ile York şehrinden ilham alarak
Amsterdam’ı kaldırıp The New York isimi koydular ve Birleşik krallığa geçilmesi
ile bölgenin adı The New York City olarak kalır.
Times
Square’de devasa ışıklı reklam panolarının altında kalabalığa karıştık. Hava
kararmak üzere, açlık ve keşif heyecanı ile kaynaştık kalabalık ile. Neredeyse
tamamı turist olan , devasa ışıklı tiyatro ve reklam panoların resmini
çekenlerin şablonuna uyduk hemen. Ufak bir keşif sayılabilecek dolaşmadan sonra
, Hard Rock cafe’yi de bulunca tavafı tamamladık, yemek yiyip ,ertesi gün için
otelimize döndük.
Manhattan’nı
CSI:NY , Law& Order SVU, Zor Ölüm, Sex and The City’s gibi dizilerden,
filmlerden ezberlemiş gibi dolaşmaya başladık.
İlk
gece göz ucuyla baktığımız Times Square'e doğru ilerlerken gezinin ilk
kahvaltısı için geleni gideni izleyeceğimiz bir cafeye daldık. Neredeyiz
?
Times
Square:
Bir
nevi İstanbul’un taksim meydanı. New York’un ilk akla gelen yerlerinden biri.
42.cadde üzerinde Broadway ve 7th Avenue’nun keşistiği bu yer devasa ışıklı
reklam panoları, en göz alıcı moda reklamlarının yapıldığı, en görkemli yılbaşı
kutlamaların olduğu , protesto ve gösteri gibi eylemlerin merkezi. yakiiicam
kendiimiiii diye kendinizi atın yerlere.. önce resimlerinizi çeken turistler ve
ardından karga tulumba NYPD tarafından götürülürsünüz. 24 saat ayakta , cıvıl
cıvıl ,binlerce turist ve Broadwayde bir oyun seyredebilirim umudu ile tiyatro
bileti kuyrukları. Benzeri Londra- Picadilly meydanı.
Bilgiyi
aldık mı? Değnekçi gibi otoüs turu satmaya çalışanları hedefledik. Bu tur
otobüslerin en sevdiğim yanı , gezi sırasında güzergah üzerinde inip, o yerde
zaman geçirip , sonraki otobüse binebiliyorsunuz. Nerede trak orada bırak!! Tam
bizlik birşeydi. Böylece tepemizde güneş derilerimin içine işlerken
kuruluverdik 2 katlıya. Kocaman binaların arasındaki gölgeliklerde esintiye
kavuşuyorduk. Yer yer otobüs, metro , tabanway, sürünme ve ayak sürütme şeklinde
dolaştık . Bazı saatlerde banklara uzanan evsizler gibi kıvrıldık dinlendik
:))
Madison
Square :
en büyük özelliği , Madison Square Garden,1960'lı yıllarda yapılmış Manhattan'daki en büyük spor komplexlerinden birinin burada olması .MSG, boks , basketbol gibi çeşitli spor karşılaşmaları ve büyük konserler için kullanılıyor.
5.Avenue
:
gücümüz
havamız yerinde iken en havalı caddesi kabul edilen 5.caddedeki "görülmesi lazım
"ları görelim dedik. Az bir yürüyüş ile Madison Square'dan rotamızı Rockefeller
binasına çevirdik. Kadınların rengarenk devasa topuklu ayakkabıları, bir elinde
kahve , biri elinde biri omuzunda (fix) 2 kocaman çanta ,kahve içmeyenlerin eli
kulağında telefonla konuşuyor. anam bu ne ? film sahnesi
gibi..
Adamlar düdük paça pantolonları , uzun bağlanmış kravatları , kahve ellerinde (olmazsa olmaz). hepsi koşturmaca halinde.
Dunyayı simgeleyen bu küreyi taşıyan Atlas ,Rockefeller Binasının 5.Avenue üzerindeki kapısının girişinde , St.Patrick Kilisesinin karşısındadır. 1937 yılında alman asıllı bir sanatçı tarafından yapılan Atlas, 15 mton ağırlığındadır.
St.Patrick
Kilisesi:
Görülmeye
değer güzellikte ve önemde bir katedral. Gotik mimari yap 1858 yılında temelleri
atılmış,New York'daki en önemli katolik kiliselerden biri olarak önemli
olaylarda sahne olmuştur. Işık, vitraylar,devasa sutunları ile güzel ve
etkileyici idi.
e
buraya kadar gelmişiz .. bir iki dükkanın tadına bakalım dedik.. hem gezicez ,
hem anlatıcaz , o kadar bilgi sunucaz dimi ? ne var yani bir Armani dükkanında 2
saat harcadıysak ? teessüf ederim..
aa
akşam olmuş bile. Ben belimi, Burcu ayaklarını tuta tuta otele attık kendimizi.
Biraz dinlenince otelin karşısındaki İtalyan restoranında kendimize
miiiiikeeemmmeeelllll bir yemek ısmarladık.iyiki geldik diye birbirimize gaz
verip, ertesi gün için planlar ettik.
Zıpkın
gibi uyandık. Kahvaltı için otelden çıkınca ,inanılmaz bir nem ve sıcak ile
karşılaştık. Tv'deki uyarıları dikkate alMAK gerektiğini
anladık.
bugünkü
hedef Empire State Building...(gelecek)
Bu bilgileri artık 23 - 28 Nisan arasında uygulamalı gösterirsin :)))
YanıtlaSil